Mayıs 29, 2006

Filozof Giorgio Agamben şüphesiz çağımızın en önde gelen politik düşünürlerinden bir tanesi. Olağanüstü Hal kavramının hakimiyet (sovereignty) ile olan ilişkisi üzerine olan düşünceleri, içinde bulunduğumuz küresel gerçekliği algılayabilmemiz için çok yararlı bir çerçeve sunmaktadır. Çünkü İkiz Kuleler’in çökmesi ile kendimizi bulduğumuz konum Olağanüstü Hal’in olağanlığı ve artık her yerde, her konumda yasaların, hakların donmasını sağlayan kanunsuz ama yasal bir konumdur.

İşte böyle bir konum içerisinde eski Roma karakteri Homo Sacer yeniden canlanıyor. Homo Sacer, yani Kutsal İnsan, Roma kanununda özel bir kitleyi kavramlaştıran bir kelime. Homo Sacer ne insandır ne de tanrılara ait bir varlıktır. Öldürülebilir ve onu öldürmek bir suç teşkil etmez, çünkü o insan değildir tam anlamıyla, yani tam anlamı ile yaşamamaktadır. Ama Homo Sacer tanrılara sunu olarak kurban edilemez. İnsan değildir, çünkü yaşamının bir anlamı yoktur ve anlamsız ve değersiz yaşamlar kurban edilemezler. Böylelikle ne yerde ne gökte varlığı kabul edilir Homo Sacer’in.

Bugün Homo Sacer portakal renginde bir tulum içerisinde Guantanamo Körfezi’nde tutuluyor. Suç işlediğinden değil, bir gün biz insanları incitebileceğinden dolayı ‘gözetim altında tutuluyor’. İmzaladığımız tüm İnsan Hakları belgeleri onun için geçersizdir, çünkü İnsan olmayanın Hakları da olmaz.

‘Şeytani’ Batı değil sadece kendi hakimiyetini kurmanın kişotik uğraşları içinde Homo Sacer üreten. İran’da, Baha’i dinine inananları öldürmek ‘mübah’tır. İran’ın en geniş dini kitlesi olmalarına rağmen anayasa tarafından tanınmazlar, tanınmadıkları için hiçbir belgede dini inanışlarını belirten seçenek bulunmaz. Üniversite eğitimi alamazlar, toplanıp tanrılarına tapamazlar. Öldürüldüklerinde, katillerden alınan kan parası onlar için istenmez. Çünkü öldürülmesi mübah olan bir grubun ölümünün bir değeri yoktur.

Kendi sözde güvenliğimiz ve onu sağlamlaştırmak için kurmak istediğimiz hakimiyetimiz ‘biz’ için mücadele ederken, ‘onlar’ı insanlıklarından men etmektedir. Ama sanmayın ki ‘biz’in ve ‘öteki’lerin arasındaki ayrım net ve sarsılmazdır. Bu konumda hepimiz Homo Sacer’iz. Bu konumda hepimizin hakları işgal edilmekte ve haftaya bizim de mübah olmayacağımızın veya portakal renkte bir tulum giymeyeceğimizin hiçbir garantisi yok artık. Milyonlarca kişi bugün rahatlıkla öldürülebilir, öldürülüyor. Yarın hangimizin öldürülebileceğini sadece gazetelerde gördüğümüzde bilebileceğiz. Çünkü biz Olağanüstü Hal’in Olağan Olduğu Bir Dünya’da yaşıyoruz ve bu dünyada kaybettiğimiz ‘onlar’ değil ‘biz’iz.

Thames nehrinin kenarında uzun uzun yürüdüm dua ederken ve hatırlıyabildiğim, söyleyebildiğim tek ağıt Sezen Aksu’nunki idi: ‘Bugün dua ettim hepimiz için. Yüce Tanrı bizleri af etsin!’

Ziya Meral

Reklamlar