Eğer bir gün fırsatınız olur da albümüme bakarsanız, göreceğiniz şey rengarenk yerlerde çekilmiş rengarenk kareler olacaktır. Hafızamda kaybolmasın ve başkaları ile paylaşabileyim diye dondurduğum güzel manzaralar, ilginç yerler ve kişilerle, mutlu, huzurlu, sevinçli hatıralarla dolu albümler ve kutular. Onlara baktığınızda ve içgüdüsel olarak hepsini lineer bir zaman çerçevesinde yaşamıma dair bir öykü olarak algıladığınızda veya ben size resimlerin ne olduğunu anlatırken kullandığım kelimelerle ve anlattığım olaylarla tüm bu bölük pörçük resimleri kendilerinden de büyük bir öykünün içinde bütünleştirdiğimde, muhtemelen hem siz hem ben ne kadar güzel bir yaşam sürdürdüğümün sonucuna ulaşacağız. Ve ben size anılarımı anlatmakla, onları daha da çok kesin kalıplara sokup, kalıplara uymayan veya hatırlanılması gerekmeyen detayları dışarıda bırakacağım, bilinçli olarak veya fark etmeden.

Hatırlamak bir kurgulamadır. Dikkatlice seçtiğimiz öğeleri bir bütün olarak geliştirme ve şimdiki zamanın kalıpları, amaçları ve ilgisi doğrultusunda onları canlandırmaktır. Unutmak hatırlamanın kaçınılmaz bir parçasıdır. Her hatırlama eylemi unutulması gerekenleri geride bırakarak geçmişi bir bahçıvan yeteneğiyle düzenlemektir.

İşte bu yüzden biz sadece iyi anların ve güzel yerlerin, daha doğrusu ilerideki kurgularımızda yansıtmak istediğimiz yaşamımızın resimlerini çekeriz. Acı anların, çirkinliğin, unutmak istediğimiz yerlerin resimlerini çekmememiz yine aynı bahçıvanlık eğilimindendir. Böylelikle, gelecekte hatırlamamız gerektiğinde istenilmeyeni unutmak çok daha kolay olacaktır.

Albümüme baktığımda, ne kadar çok güldüğümü görüyorum resimlerde; halbuki ben ne kadar çok ağladım. Kalabalık resimlerde onlarca insanla ne kadar güzel günleri paylaşmışım; halbuki ben ne kadar yalnız kaldım acı dolu günlerde. Ödül aldığım, mezuniyet kepleri giydiğim, büyük konferanslarda konuşmalar yaptığım, alkışlandığım resimlerde ne kadar da başarılıyım; halbuki ben ne kadar başarısızlığa uğradım, dışlandım ve tepki çektim. Yani yaşamımın çoğu ve aslında beni gerçekten ben yapan şeylerin bütünlüğü hiç olmamış ve hatırlanacak hiçbir değerleri yokmuşçasına, dikkatlice dizayn ettiğim anı bahçemi size sunmadan önce ne kadar yabani ot, yani o güzelliğe uymayan ne kadar kötü anı varsa ben hepsini çöpe atmışım.

Böylelikle size sunulan, gözlerinize ve yaşam zevkinize layık bir tablo, birisi tarafından çizilmiş bir eserdir. Ben ve benim yaşamım değil. İşte bu yüzden ben artık ağladığım anların, kendimi zayıf hissettiğim, kaybettiğim, acı içindeki uykusuz akşamların da resimlerini çekmeye başladım. Ve bu resimleri de en güzel resimlerin ortasına, en mutlu karelerin devamına eklemeye karar verdim. Cep telefonumdaki resimleri bilgisayarıma geçirmeyi başarır başarmaz bu makaleye işte öyle yabani otlarımdan birini ekleyeceğim, her ne kadar bu sizin güzelliğe olan iştahınızı muhtemelen kesecek olsa da.

Ziya Meral

Reklamlar